1 Şubat 2015 Pazar

Pazar, Şubat 01, 2015 - No comments

BYOD

IT aleminde sıkça konuşulan bir kısaltma daha. BYOD (biyod diye okuyoruz) yani "Bring Your Own Device" yani "Kendi cihazını getir" yani "çalışanından bir telefonu dahi esirgemek "    (mi acaba?) Ben kısaltmanın harflerine uygun olması amacı ile "Bilgisayarın Yanında Olsun Daima" diye Türkçe bir karşılık da uydurdum. (evet tutmaz bu)
BYOD da bütün olarak hemen hazmedilemeyen ama ufak ufak, lokma lokma hepimizin tadını aldığı kavramlardan biri.  Aynı, aslında 15 senedir Hotmail'den Yahoo'ya tüm bulut olanaklarını kullanıp, iş para ödemeye gelince, bulut ne ki şimdi, verilerin dışarıda ne gereği var demek gibi BYOD'la da iç içeyiz 3-5 senedir.

BYOD'un ilk tanımı biraz itici olabiliyor. İlk paragraftaki gibi algılamalara yol açabiliyor. BYOD yapan bir firma yeni işe başlayan bir çalışanına, telefon/bilgisayar vermez, kendi cihazını getir der. Çalışanın akıllı telefonunu (Android/Apple/Windows/BlackBerry…)  MDM (Mobil Device Management) yazılımı ile merkezi sisteme kayıt eder ve o telefondan kurumsal e-mail ve ilgili uygulamalara güvenli erişim sağlar.  Çalışanın notebook ya da tabletine aynı şekilde içerideki masaüstü sanallaştırma yazılımı ile kurumsal ve sanal bir işletim sisteminin çalışmasını ya da işletim sistemi boyutunda olmasa da güvenli bir portale erişip, iş ihtiyaçlarını web tarayıcılar ile karşılamasını sağlar.

Niye böyle yapar?

Bu sayede sürekli donanım almak, onları güncel tutmak, her yeni başlayan çalışan için sipariş, kurulum, ayarlar, vbg onlarca zaman ve maliyet içeren süreçlerden kurtulur. Donanım maliyetlerinden yapılan tasarrufla BYOD yazılımları alınır :) Tüm veriler aslında çalışan bilgisayarlarında değil şirket sunucularındadır, dolayısı ile veri güvenliği en yüksek seviyeye getirilir. Sistem yazılım tabanlı olduğu için donanım problemleri, çalınma vb her türlü risk elimine edilir. İlgili bilgilere her türlü cihazdan güvenli erişim sağlanır. Çalışanın kurumun verdiği notebook ve telefonu beğenmeyip motivasyonunun düşmesi engellenir, çünkü çalışan kendi bildiği cihazı kullanmaya devam ediyordur. Ceplerinde 2 telefon, piller, şarj cihazları vb aparatlarla  tam teşekkülü muhabir gibi gezmesinin önüne geçilir. Sisteme kullanıcılar çok hızlı eklenip çıkartılabilir.

Faydalar malum ama ilk duyulduğunda "nassı yaa?" "notebook, telefon vermiyorlar mı hakkaten" , "nası firma lan bunlar" benzeri hissiyatlar yarattığı için bizim kültürümüze biraz ters gibi.  Ancak ülkemizde hakkıyla tam teşekküllü BYOD uygulaması pek olmasa da aslında temel BYOD teknolojileri sıklıkla projelendirilir.

Kendi cihazınızdan çalıştığınız firmanın e-maillerini görebiliyor musunuz? Tebrikler siz de bir çeşit BYOD yapıyorsunuz aslında. Ya da web tabanlı iş yazılımınıza kurum dışında erişebiliyorsanız gene BYOD yaptınız diyebiliriz. Düşünsenize firmanız size daha önce kullanmadığınız abuk bir telefon vereceğine, şu an kullandığınız Iphone'unuzun/Samsung'unuzun/Lumia'nızın data paketini verseydi daha mutlu olmaz mıydınız?  "Ya akıllı telefonumuz yoksa?" dediğinizi duyar gibiyim. BYOD'u kesin kuralları olan bir yönetmelik gibi görmemeniz gerekli. Bu da BYOD kapsamında bir seçenek aslında. Size şirket e-maillerinize kendi telefonunuzda erişim hakkı ve artıları sunulur. Kabul ederseniz kendi telefonunuzu kullanır, etmezseniz kurumun sunduğu telefona razı olabilirsiniz. Asıl odak noktası, kurumun olmayan bir cihazdan, kurum bilgilerine güvenli erişimi sağlayacak teknolojiyi kuruyor olmak. Yani "nasıl yani, telefon vermiyorlar mı" geyikleri bu işin magazini.
BYOD altındaki teknolojiler çok fazla. Meraklıları için MDM(Mobile Device Management), Server/Desktop/Application Virtulization, NAC(Network Access Control), Network/Sistem Management/  gibi temel teknolojileri araştırmalarını öneririm. Zaten kurumsal bir firmada çalışıyorsanız mutlaka bunlardan biri ile haşır neşir olmuş ya da olmak üzeresinizdir.

Tabi konuya girdikçe bir çok alt başlık önünüze çıkacak.  Örneğin hangi cihazlara ne kadar destek verilecek kritik bir konu. Bende Blackberry Bold var e-maillerimi alamıyorum, IPAD 2 'm var, CRM'e giremiyorum…  Bu tip sorulara hazırlıklı olmak, destek sınırlarını belirlemek önemli bir başarı faktörü.

Konuya ilgi duyanlar için  şu sıralar çok sık yaptığımız, Office 365 projelerine BYOD çerçevesinden bakalım.  Office 365 çoğunuzun bildiği gibi Microsoft'un belirli ürünlerinin buluttan ya da bulut ile entegre kullanıldığı bir hizmetler bütünü.  1) Office 365 ile tüm kurum e-postaları Exchange Online'a yani buluta taşıyoruz. Böylece e-postalara hem  kurum güvenlik politikaları doğrultusunda (DLP özelliği ile) hem de hem cihaz bağımsız her yerden erişebiliyorum. 2) Sharepoint Online bünyesinde bulutta sınırsız bir onedrive alanı ve kurum portali ile kurum sosyal ağına üyelik vererek, kurum ile ilgili her türlü bilgi, doküman ve iletişim hakkına, gene cihaz bağımsız, her yerden kavuşuyorum. Portal'e ya da dokümanlara cihazımdaki tarayıcı ya da o cihaza uygun uygulamadan erişebiliyorum. 3) Lync adlı iletişim çözümü ile kurumumun santrali ile entegre, Android, Apple ya da Windows işletim sistemleri akıllı telefonlarımı,  kurumsal hattım  gibi kullanabiliyorum. Akıllı telefonumdaki Lync uygulaması,  kurumumun santraline bağlı dahili telefonum gibi çalışıyor. Yurt dışına bile çıksam, internet bulduğum yerde Türkiye'deki dahili telefonum yanımda oluyor. Lync ile yazılı/sesli/görüntülü iletişim kurabiliyorum.   Özetle  kurumumda yeni başlayan bir çalışana sadece bir kullanıcı adı/parola verip, güvenlik rollerini tanımlayarak, kurumsal e-postalar, kurum portali, dokümanları, iş süreçleri, kurumsal sosyal ağa ve en önemlisi de dahili telefonuna her türlü cihazdan güvenli erişmesini sağlayabiliyorum.

Çok açık ki önümüzdeki zamanlarda BYOD'u daha sık duyacağız. Çünkü sosyal hayattan  iş hayatına, üretimden satışa, herkes, her şey bizi daha verimli olmaya zorluyor. Daha az girdi daha çok çıktı. Bu vizyonun temellerinden biri BYOD. Yani sistemini merkezileştir, sanallaştır, bulutla entegre et, donanım bağımsız çalıştır.

0 yorum:

Yorum Gönderme