22 Mayıs 2015 Cuma

Cuma, Mayıs 22, 2015 - No comments

İşinizi Kaybetmeye Hazır mısınız?

Konu ne zamandır aklımda idi. Nedense tam da işimden istifa ettiğim bu mayıs ayında yazasım geldi :)

Beynimizdeki inkar mekanizması sağlıklı yaşayabilmemiz için müthiş bir savunma sistemi. Beynimiz Apaçık gerçekleri deforme edip, yamultup, hazmedebileceğimiz küçük yalanlara dönüştürmeseydi, dünyamız koca bir tımarhaneye dönerdi.  (Hmm, şu anda da dünyamızı böyle benzetenler olacaktır, hayır gerçek bir tımarhaneden bahsediyorum) Bu yüzden sınavdan sıfır alınca "hoca sıfır verdi", 100 alınca, "100 aldım" diyoruz. Bu içgüdüsel bir davranış. Olumsuz durumlarda başkasını suçla, olumlu durumlarda olayı sahiplen.

Bu, çoğu zaman gerçekleri bir bütün olarak görmemizi engelliyor. Gerçekler apaçık gözümüzün önündeyken dahi bu bahsettiğim mekanizmalarla onu görmezden gelebiliyoruz. Lise zamanlarında uzun zamandır birlikte olduğum kız arkadaşımı bir ihbar üzerine  ıssız bir ağaçlık altında, beyaz bir şahinin içinde, bir delikanlı ile müzik dinlerken yakalamıştım. Aşıktım ve beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Kız arkadaşım gayet sakin beni kenara çekti, zor bir dönem geçirdiğini, ailevi sorunları olduğunu, içerideki delikanlı ile sadece arkadaş olduklarını tabi ki beni sevdiğini söyleyip beni yolculadı. Ben de gayet rahat, "oh be bir şey yokmuş işte" diye rahat bir nefes almıştım.
Aşkım Bugün de Mesaiye Kalmış!
İnsanlar da  çoğu olayda aynı benim gibi gerçekleri değil, olmasını istediğini görüyor.  Türkiye'de aynı kaptan yemek yiyenlerin oranı %63. Yabancı dil bilenlerin oranı %9 , Eğitime harcanan hane bütçesi %2, Kültüre harcanan hane bütçesi %3 iken  hala seçimler için heyecanlananlar var mesela.  Çok basit bir gerçek var, size mutlu bir gelecek hayali satanlara inanmayın.  Ancak maalesef inanmayı seçiyoruz. Tatlı tatlı gelecek hayalleri hedef 2023'ler derken kendimizi kaptırıveriyoruz.

Dizisi ile cümle vatandaşımızın tarihçi kesildiği Muhteşem Süleyman döneminde, Avrupa'da ortaya çıkan matbaa, hattatların işsiz kalacağı gerekçesi ile 280 yıl boyunca memlekete sokulmadı.  Bunun sonuçlarını bugün hepimiz görebiliyoruz. Evrenin bilinen yaşına göre küçücük sayılsa da insanlık tarihimiz, teknolojiye, değişime uyum gösteremeyenlerin yok olduğunu acı tecrübelerle bize anlatıyor.  Hattatlar modern matbaa ile birlikte azalıp yok oldular ama yaptıkları lobi faaliyetleri batı ile aramızda bugün dahi  kapayamadığımız onlarca yıllık  bir zamana sebep oldu.

Hattatlar, at arabacıları, yorgancılar ve geçmişteki onlarca meslek tarihin tozlu sayfalarında yok oldu. Bugün sembolik olarak varlar.  Üzgünüm ki kaybolan meslekler yükselen bir ivme ile artacaklar. Dünyanın en büyük alışveriş sitesi Amazon bir çok pervanesi olan bir çeşit oyuncak helikopter diyebileceğimiz drone'larla  ürün teslimatının testlerini yapmaya devam ediyor. Sonuçlar çok olumlu. Kuryelere acı haberi verin.
Google'ın başlattığı ve çoğu otomobil devinin geliştirmeye devam ettiği sürücüsüz otomobiller artık yollarda görünmeye başladı bile. Hayatımıza girmeleri çok yakın. Hem de kavga etmiyorlar, bir kuyruğa soldan gelip araya kaynamıyorlar, bıçakları beysbol sopaları yok, yorulmuyorlar, uyumuyorlar, sinyal vermeyi biliyorlar, trafik ışığı sarıya dönerken kornaya abanmıyorlar, kulağa dayalı telefonla konuşup, bir eliyle  camdan sigarasını sallandırıp diğer eliyle arkadan gelen paraları toplamıyorlar. Şoförlere acı haberi iletin.
Geleceğin Multitasking Robotları
Bugün bile çoğu özel hastanede temel teşhis ve muayeneler için makinalar var. Elektrotları taktığınızda tüm temel göstergelerinizi ortaya koyuyorlar. İnternet bağlantısı ile uzman doktor ile video konferans yapmanızı sağlıyorlar. Hiç de her ölçtüğünde farklı tansiyon değeri bulan hemşireler gibi değil, hatasız çalışıyorlar. Devasa bir sektör hemşirelere ve doktorlara değil buradaki makinelere yatırım yapıyor.  Daha bu ayın başında bilişim ve sağlık sektörü bir araya geldi. Onlarca robot tanıtıldı. Meraklıları : http://saglikbilisimzirvesi.org/ 'u ziyaret edebilir.   "Aile hekimleri Cumartesi çalışsın mı çalışmasın mı" tartışması yerine buralara kafa yormak daha doğru gibi.  Artık daha az sayıda ve daha nitelikli doktorlara ihtiyacımız olacak.  Para kazanmak istiyorlarsa dönüşmeliler, robotlarla anlaşmanın bir yolunu bulmalılar. Doktor ve hemşirelere acı haberi verin.
Ülkemizde binlerce avukatın iş yükünün neredeyse tamamı, Amerikan filmlerindeki gibi sizi sadece onun söyleyebileceği bir takım argümanlarla savunmak yerine, korkunç bürokrasinin kurallarını yerine getirmekle geçiyor. Yani nufus cüzdan suretleri, ikametgahlar, vekaletnameler, beyannameler, dosyalar, yazılar, imzalar, mühürler ile… Bütün uğraşın çoğunluğu üç ay sonraya tarih alınan ve en fazla 5 dakika sürecek olan mahkemeye belgeleri doğru sunabilmek.  Sizce bunun için yıllarca okumaya gerek var mı? Daha da can alıcı soru, bunun için insanları kullanmaya gerek var mı? Tüm bürokrasi, merkezi bir yazılımla birden yok olabilir. Bugün savcılıktan alınan sicil kaydını e-devlet internet sitesinden 30 saniyede alıyorum. 10 sene önce yarım gün başvuru, yarım gün de teslim şeklinde bir günümü harcıyordum. Net bir gerçek var ki, bu kadar çok avukata değil, doğru kodlanmış güvenli bir yazılıma ihtiyacımız var.  Böylece avukatlar da ofisboyluğu bırakıp, sayılarını çok çok çok azaltıp, gerçekten adli hataları engellemeye yönelik iş tanımlarını oluşturup memleketimizde nadir rastlanan bir olgu olan adalet  konusunda kafa yorup sıradan işleri bırakabilirler.

Biz her şehre bir üniversite hedefi ile her gün içi boş üniversiteler açmaya devam edip duralım. Bugün en bilinen ve muteber lisans programlarından biri olan bilgisayar mühendisliğinin tüm ders içeriğine, hiçbir üniversiteye kaydolmadan, sadece internet ile ulaşabilirsiniz. Bunun farkına varamayıp şehir üniversitesi konsepti ile apartman dairelerine dahi üniversiteler kuruyoruz.  Yılmazoğlu apartmanı, no:10  şeklinde üniversite adresi var bu ülkede, insan dilekçeye adres yazmaya utanır.  Bu üniversiteler ve içlerindeki hocaların, değişmedikleri, dönüşmedikleri sürece gelecekte işe yaramayacaklarını kolayca varsayabiliriz.

Tabi, insanlar bu tip öngörüleri duyunca, bir gün aniden belirli mesleklerin yok olacağı gibi bir izlenim ediniyor ve buna inanmamayı seçiyorlar. Tabi ki böyle bir ani yok olma olmayacak. Yavaş yavaş hissedilen bir dönüşüm yaşanacak. Tıpkı evrim gibi. Evrimden farkı gerçekleşmesi için milyonlarca değil, birkaç on yıla ihtiyaç duyması.

IT satıcılığının kaderi de üstte saydıklarımızdan farklı değil.  Kapı kapı, müşteri müşteri dolaşıp, "merhaba, biz kilo ile IT satıyoruz. Megabaytını 10'dan veriyoruz. Sizin ne kadar ihtiyacınız var" dönemi hızla bitiyor. Müşterilerin IT satıcılarını dinleyecek vakitleri yok.  Müşteriler artık en iyi çözümü, en optimum maliyetle nereden alacaklarını keşfetmek için interneti kullanıyorlar. IT hızla globalleşiyor.
Holdinglere özel firewall
10 sene önce bir adet kullanıcı bir adet Microsoft Office ürünü satın aldığında, Müşteri - İşortağı/bayi - Distribütör - Microsoft şeklinde bir faturalaşma söz konusuydu.

Microsoft dahil, dünyadaki en büyük yazılım firmaları, dünyadaki en küçük müşteri birimi olan bir insana fatura kesebiliyor bugün. Çoğu yazılımı internetten, direkt olarak üreticisinden alabiliyorsunuz. Aradaki, distiribütör, bayi, çözüm ortağı gibi katmanlar kendilerini çok iyi sorgulamalılar.  Mecburen dönüşecekler. Sadece ilgili IT çözümünü müşteriye ulaştırma görevleri bitecek. Eğitim, danışmanlık, sosyal network, uyum vb bir çok konuda kafa patlatmaları gerekiyor. Azalacaklar. Bu dönüşümü hızla  gerçekleştiremeyenler yok olacak. Basit bir gerçek var. Rüzgara karşı işerseniz takım elbisenizi pisletirsiniz.

Robotlar, yapay zeka, devasa yazılımlar ve otomasyonlar sıradan, çağımız ile uyumsuz hale gelen her türlü mesleği elimizden alacaklar.

Bitirirken bir de işin uzmanına kulak verelim: İşgücü darlığından oluşan global bir kriz kapımızda. Tüm dünyada işgücü, verimlilik ve disiplin  konusunda haklı bir üne sahip olan Almanlardan ünlü bir danışman olan Rainer Strack'ın Küresel işgücü krizini teşhisi ve çözüm önerisini anlatan şahane TED konuşmasını izlemenizi öneriyorum. (türkçe altyazı mevcut)  2030 yılına geldiğimizde gelişmiş ülkelerdeki işgücü ciddi bir göç almazlarsa durma noktasına gelecek. Bu işin bir boyutu. Ancak durum göç etmeye dünden razı 3. dünya ülke vatandaşları için o kadar da cazip değil.  Artık musluk tamirciliği, inşaat işçiliği, pompacılık işe yaramıyor. CNC operatörü, mekatronik uzmanı, veri analisti  gibi teknoloji trendleri ile içiçe geçmiş mesleklere sahip olmanız gerekiyor. Kültürel problemler de cabası.

Tekrar soruyorum: İşsizliğe hazır mısınız?
Saçım şekil önümden çekil
Not: Konu ilhamını ve bazı istatistiki verileri düzenli olarak takip ettiğim internet ekipler amiri   M Serdar Kuzuloğlu'nun şahane blogundan aldım. 

0 yorum:

Yorum Gönderme